İnsanlık tarihi kadar eski bir sektör olan Denizcilik, ihtiyaçları doğrultusunda yan endüstrilerin oluşmasına ve zamanla bu birimlerin gelişerek nasyonal boyuttan global boyuta sıçramalarına olanak sağlamıştır. Denizciliğe bağlı olarak gelişen, ancak önemi ve mahiyeti geçen yüzyıla kadar tam olarak bilinip anlaşılamayan Kumanyacılık, uluslar arası hukuk göz önünde bulundurulacak olursa gerçekten özel düzenlemeler ve ilgi isteyen bir endüstridir.
Türkiye, uluslar arası denizciliğin yoğun olduğu hayati ve stratejik bir konuma sahip olup İstanbul ve Çanakkale boğazları Karadeniz’e giriş için tek yol olduğundan dolayı boğazlar hem bölge ülkeleri için hem de burasıyla ticari bağlantıları olan ülkeler için çok önemli bir koridor görevi yapmaktadır. İzmir limanı Ege ve Akdeniz üzerinde geçiş yapan gemiler için önemli bir uğrak merkezi olurken, İskenderun ve Mersin limanları da bulundukları bölgede özellikle çevre ülkelerle ilgili ticari gemiler için önemli liman merkezleri olma özelliği taşımaktadırlar.
Denizcilik Türk tarihinde her zaman önemli olmuş ve tarihimizin yapı taşlarını oluşturan dönüm noktalarında eksikliği veya fazlalıklarıyla varlığını hissettirmiştir. Ekonomimiz açısından çok büyük bir potansiyel arz eden kumanyacılığın bir başına bırakılıp sürekli yasal bir takım zorunluluklarla kontrol altında tutulmaya çalışılması olayın ekonomik boyutunda ve işletme ruhunda olumsuz izdüşümler yaratacaktır.
Denizciliğin ve yatırımları milyonlarca dolar olan ikmal hizmetleri sektörünün, devletimizden beklediği destek tamamen yasal düzenlemeler ve yürürlüklerle ilgili olup herhangi bir kredi veya yardım talebi yoktur. Kumanyacılık her ne kadar denizciliğe bağlı olsa da ayrı ele alınmasını gerektiren farklılıklar içermektedir. Bu konuda şayet ihtiyaç duyarsanız her türlü yardım ve açıklamayı yapmaktan memnuniyet duyarız.